çok yakında dünyayı yöneticem.
Kime Sorsan Gösterir.
Kime Sorsan Gösterir.
19-20-21 Kasım
Çarşamba akşam, Haydarpaşa’yı ilk görüşüm. Büyük bir hevesle dolaşıyorum, kendi etrafımda dönüyorum heyecandan, bir içeri giriyorum bir dışarı çıkıyorum falan. Ömer Ekinci seslendi arkamdan, şaşırdım, sevindim, çeşitli şeyler. Ömer Ekinci gördüğüm en güvenilir, en iyi niyetli insanlardan biri olabilir. İki iltifatlık ödeme yaptı sadece, evet. Sonra manevi babam, Oğulcan Selçuk Akbulut ve Özkan Altuner, Yaman Ural da geldi. İlk trene binişim ayrıca, Ömer Ekinci’nin horladığını ilk duyuşum, babamın mekbukunu alıp kırmayı ilk isteyişim, Özkan Altuner’in muhtemelen trendeki internet hattını fark etmeyip 3g bağlantısı için ilk çabalayışı ve benzerleri, eğlenceli.
Perşembe akşam, Ömer Karapınar ile babamı bırakıp Ercüment Büyükşener’i de önümüze katıp Balıkçım’a gittik akşam yemeği amaçlı. Oldukça kalabalıktık, FriendFeed’de de konusu geçti, bakın ordan kimler varmış diye işte. Keyifliydi, lezzetliydi, eğlenceliydi. Sağ elle sol kulağın tutulduğu şekilde bana yemek borcu vardı Hamdi Kavak’ın da zaten, Ömer heyecanlanıp her şeyden getirdi tadayım diye, ben de kış uykusuna yatacak gibi ne geldiyse yedim, oh. Perşembe akşam, dikkatinizi çekmek isterim, Balıkçım’ın karşısındaki kafeye Ömer Ekinci ve Ercüment Büyükşener Kurtlar Vadisi izlemeye gitti, bir süre sonra Ömer Karapınar ve ben de yanlarına gittik. Ömer Ekinci’nin otobüsü var, kalsak otobüsü kaçıracak gitsek vadiyi kaçıracak, hayatımın en zor kararlarındandır. Kalktık, Aşti’ye çıktık, Osman Faruk Küçükerdem ile de karşılaştık, baktık daha da süre var hemen oturduk vadi izledik hep beraber, ya biz de böyle işte.
Ha, cuma günü güzel bir uydurumda bulundum. Ercüment Büyükşener girişimcilik nedir, nasıl yenir anlattıktan sonra Dr. Ala Gelişim Merkezi’nden Ala Bey’le konuştuk. Kendisi bana Ercüment Büyükşener’le çalışıp çalışmadığımı sordu, sonra ben bu soruyu Ercüment’e anlattım ve “Ben de cevap olarak ‘Ona o 7.59$’ı kim verdi sandın.’ dedim, dehşete düştü.” dedim. Gülüşüp ‘ilahi sen’ dedikten sonra ‘uydurdum.’ dedim, keşke uydurmasaydım gerçekten söyleseydim dedim içimden.
Cuma akşam, Ömer Karapınar, Ercüment Büyükşener, Nurdan Gencel ve ben Bilişim’09dan çıkıp önce yemek yemeye sonra kahve içmeye gittik. Böyle iş konuşmaları falan, uzaktan görseniz hemen anlarsınız profesyonel olduğumuzu yani, bir artistiz ki sormayın, uzun sürmedi zaten. Nurdan Gencel’i evine doğru yolcu eder etmez normale döndük, çay nargile falan içtik, sıradan insanlar gibi işte, gizledik kimliklerimizi. Bir de tarihe not düşeyim Ercüment Büyükşener’in kardeşi zengin ve yakışıklıymış, bakayım da beğenirsem evlenebiliriz.
Cumartesi, Ankara Likemind. Derin derin düşündüm, Ankara’daki FriendFeed kullanıcılarının da Başak Sarıca’yı görme, hiç fotoğrafına benzemiyorsun diyerekten ona dil çıkarttırmaya hakkı var dedim. Daha gireli 5dk olmadı Barış Ünver ‘Eliiiif’ diyerek yaklaşmaya başladı. Okadar içtendi ki elif olmadığıma üzülecek oldum bir an, neyse sonra o da fark etti zaten, çok gülmedik ama bu olaya. Likemind sonrası yine Balıkçım’a geçtk, bu sefer az ama öz yedim valla, derdim Hamdi’yleydi. Oradan sonra da Enver Salih Yaylacı ile Kızılay turu, Ömer Karapınar ve Ramazan Uluçay ile otobüs beklemece. Ömer ve Ramazan tavla oynadı bir de, Ramazan kazanır sanmıştım aslında, 3-2 Ömer aldı, gülüştük biraz.
En Özel Teşekkür; Anadolu Turizm
Özel Teşekkür; Ömer Karapınar, Enver Salih Yaylacı, Ramazan Uluçay, Hamdi Kavak
Özel Kınama; Merve Limon’un dersanesi
| Print article | This entry was posted by saricabasak on 24/11/2009 at 8:59 pm, and is filed under gezdim., tecrübeyle sabit.. Follow any responses to this post through RSS 2.0. You can leave a response or trackback from your own site. |


about 9 months ago
Tekrar bekleriz. En azından Ömer ile birlikte tavla oynadığımız zaman burada olursan iyi olur :)
about 9 months ago
yine bekleriz efendim. söz bir daha ki sefere o kadar çok çay içmek zorunda kalmayacaksın :))
about 9 months ago
Özendim sana hem de çok, yani o anlattıklarına özenmedim, gülmüş eğlenmişsiniz ne güzel de ne bilim, Ankara yerine Utku’nun 2 gereksiz dersinin iki gereksiz sınavına girip de notlarının toplamının 75 olamaması koydu biraz hani o sınavlara girmeyebilirmişim de… Başakımı orada güzel ağırladıkları için herkese teşekkürler ayrıca.. Ayrıca kırmızı biber de bayandır kara biber de bunu da böyle bil.. Hem bu arada “kara biberim vur kadehlere hadi içelim” tadında bir blogun var.. Hem kime sorsan göstermez ki, hem ben bu lazları da hiç sevmiyorum!!
about 9 months ago
Tolga, lazlar öpsün seni bu nasıl yorum yaa :) utku hoca iyi bir hocamız şimdi bu kadar halka açık bir yerde iyi şeyler söylemeliyiz bence. kırmızı biber ve karabiberi hiç karıştırma bu arada nezih darçın ona yeni bir boyut getirdi. bi de çok üzülme zaten ankarada deniz yok. Enver, çay deme lütfen, hala midem bi tuhaf. Ramazan, tavla hakemliği bahanesiyle gelirim bana uyar.