Archive for December, 2009

A: Cidden ya, yer çekimi olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu ki?
B: Kimse balkonda uyuyamazdı mesela bence. Sabah Mısır’da falan uyanma ihtimalin var sonuçta, rüzgar ne yöne eserse artık.
A: Vize derdi kalmazdı yani.
C: Kuşlar gibi olurduk aslında, güzel olabilirdi, istediğimiz her yere gidebilirdik.
B: Su içerken her defasında üstüme dökme derdim olmazdı en azından.
B:Yine de ben hala Mısır’da uyanma kısmındayım. Annem bir yere gitmeyeyim diye beni yatağa bağlayabilir sonuçta.
A: Yatak nerde olacak o durumda?
C: Kediler falan da uçabilirdi mesela o durumda. Kedilerle birlikte uçardık.
B: Eğlenceli bildiğin.
A: Timsahlar da uçardı ama. Ozaman eğlenceli olmazdı ama işte. Her yer lacoste olurdu.
B: Besin zincirinin parçası olmak da önemli aslında.
C: Yer çekimi baya hoş bence.

22 Aralık Salı akşamı ‘Zombieland‘ özel gösterimindeydik. Ben oldukça taze bir blog yazarı olduğum içindir sanırım Berna Mutlu Aytekin‘in davetiyesini bana devretmesi üzerine bu özel gösterime katılma şansı yakaladım. Kendisine öncelikle gösterime katılamama sebebi olan hastalığı için geçmiş olsun diyorum, sonra da kendisine ve küçük sevimli mikroplarına teşekkür ediyorum. Hasta olduğuna sevinmedim tabii ama gösterime katılmamda o mikropların payı büyüktür, emeğe saygı bir yerde.

Filme gelecek olursak, tipik zombi filmlerinden biraz daha fazlası vardı filmde. Dünya üzerinde kalmış muhtemelen son 4 insanın bir araya gelmesini anlatıyor. Genel film klasiklerine gerekli saygı gösterilmiş, tüm klişelerle bir bir dalga geçilmiş. Ayrıca film sizi tipik zombiler nasıl ortaya çıkıyor, dünyayı kurtarmak için ne yapılmalı vb. sorularla uğraştırmıyor, insanların %99.99′u çoktan zombi olmuş zaten. Konuyla ilgili tek açıklama deli dana hastalığının ortaya çıktığı, sonra deli dana hastalığının deli insan hastalığına, bu hastalığın da deli zombi hastalığına dönüştüğü yönünde. Merak etmeyin ama film de böyle bir durum başınıza gelirse hayatta kalmak için uymanız gereken kurallardan da bahsediliyor, uymazsanız neler olacağı da şekiller üzerinde gösteriliyor. Eğitici tarafları da var yani. 88dk kesinlikle duvarların üstünüze geldiğini düşünmeden gerçek anlamda eğlenerek izleyebileceğiniz bir film. IMDB‘den aldığı 8.0 puanı da gerçekten hakettiğini söyleyebilirim, vakit ayırabilirseniz mutlaka sinemada izleyin. Ve unutmayın önce şişmanlar gider!

dipçik notçuğu: palyaçolara çok ama çok dikkat edin!

Temel olarak evde kavga çıkıyor, bunun farkındayım. Yeni bir şey alıyorsunuz daha giyemeden anneniz odanıza gelip hüzünlü bir ifadeyle ne yaptığını anlatıyor. Sonrası genelde komşuların da tanık olduğu bir bağrışma ve annenizin ‘tamam parası neyse vereyim git yenisini al’ şeklinde asla gerçekleşmeyen vaadi. Neden döktüklerini de merak ettim yıllarca ama makul açıklamalar bulamadım bunun için. Sadece döküyor ve özür diliyorlar. Ben de dökünce ne oluyor, o kazak neden beyazlıyor bari bunu öğreneyim dedim.

Genel olarak çamaşır suyunun oksidasyon yoluyla çamaşırların rengini çıkardığını ya da açtığını biliyoruz. Benim merakım bunu nasıl yaptığı konusunda. Çok kimya bilgisi gerektirmeyen bir açıklama aradım kendime, buldum da sayılır. Şöyle ki kıyafetlerimizin renkli görünmesini sağlayan boyalar en basit bakış açısıyla renk yapıcılardan, bu renk yapıcılar da moleküllerden oluşuyormuş. Bu moleküllerde de karbon veya oksijen atomları çift bağa sahipmiş, bu şekilde gün ışığını soğurabiliyorlarmış. Benim anladığım kadarıyla da bu bağların kırılması kumaşın renksiz görünmesine yol açmaktaymış. Genel olarak da iki durumu varmış bu işin; bağlardan birinin kırılması, bağın tamamen kırılması. Oksitleyici çamaşır suları rengi oluşturan kimyasal bağın tamamen parçalanmasına sebep olup ya renk yapıcıyı tamamen yok ediyor ya da renk yapıcıyı ışığı soğurmayan bir yeni bir renk yapıcı haline getiriyormuş. İndirgeyici çamaşır suları ise çift bağı tek bağa dönüştürerek renk yapıcının ışığı soğurma yeteneğini yok ediyormuş.

Ayrıca çamaşır suyu sadece annelerimiz kıyafetlerimizi döksün diye var olmamış. Temizlik konusunda oldukça etkili olduğu için bulaşıcı hastalıklar konusunda hatta su arıtımında bile kullanılmaktaymış. Annem kıyafetlerimden uzak tuttuğu sürece faydalı olduğunu düşünebilirim, evet. Ben bunları öğrendim, yanlışım varsa düzeltin bence doğrusunu öğreneyim. Bir de yanlışım varsa düzeltirken en azından merak edip araştırdığımı takdir edin, aramız bozulmasın.

Kaynak: http://www.kimyaturk.net/