Archive for July, 2010
Bahriye Dön Geri Seni Çok Özledim.
0Herşey Bahriye’nin Friendfeed’deki “valiz toparlamacaaaaaa (bunu yazmak istemiştim, evet.)” feed’i ile başladı.
Duyanınız, bileniniz vardır; Turkcell Teknoloji’ye staj başvurusunda bulunmuştum Nisan ayında. İlk elemeydi, ikinci elemeydi, teknik görüşmeydi falan derken bugün açıklanır yarın açıklanır belirsizlikleri ile 7 Temmuz’a kadar mevzu uzadı da uzadı. Yanlış hatırlamıyorsam Haziran’ın 10′unda sınavları biten ben 7 Temmuz’a kadar vaktim olduğu halde hiçbir yere gidemedim, evet. Sonrasında da zaten zamanım kalmamıştı bir an önce staja başlamam gerekiyordu ben de beyin bedava olduğundan gerekeni yaptım. Neden bilmiyorum, Bahriye bunu yazınca ben böyle bir gerildim, kıskandım, çirkinleştim, diş biledim kendisine. Ben gidemiyorsam o da gitmesin istedim. Evet, tanıdıklarımın çoğu tatilde şu an ama Bahriye gitmesin banane.
Tabii Bahriye benim ne pis bir insan olduğumu bilmez. Siz de bilmezsiniz muhtemelen ama öğreneceksiniz. Tatile gitti lafta, FF’ten ne takip ettiysem yazıyorum buraya valla, yalanım yok. İlk günü şöyle özetledi bize Bahriye; “Otobanda bile trafik var..” “Aksiliklerle başladık =( Araba bozuldu da biraz canımız sıkıldı.” “Parası ödenmiş elektriği kesebilen çınarcık belediyesine kocaman bi alkış! Tatile inanılmaz epik bi fail ile başlamış olduk.. Deepfreeze’in erimesi sonucu, balıklar kokmuş.. evde durulacak gibi değildi. Sonra dedik ki, “dedeme gidip kalalım”.. Eee tam arabaya bindik, marş’ta tık yok çalışmıyor araba. Bu sabahki planım tamamen plaja damlamak iken, sabah erkenden gelip, mis kokulu evimizi temizlemek olarak değişti.. Sözde tatildeyim ama öldüm bugün. Literally.” Sonraki günlerde de öğrendiğim kadarıyla ayağını İstiridye kabuğu kesmiş, Pazar günü laptop adaptörünün power kablosu kısa devre yapmış, bir arada denize deniz anası gelmiş kısa bir süre denizden mahrum kalmış.
Bahriye’ye soracak olursak, tatil herşeye rağmen güzel. Kuşlar, böcekler, deniz, kum, güneş falan. Ah Bahriye ah. Gördüklerin göreceklerinin teminatı. Daha başına neler gelecek senin beni bırakıp gittin diye. Gitme dedim, madem gittin dön dedim. “BAHRİYE DÖN GERİ SENİ ÇOK ÖZLEDİM.” Bile dedim. Sonra başıma bir şey gelirse senden bilirim diyorsun. Şimdi sor bana kendi çapımda tatilini mahvettim diye pişman mıyım; yööö, hiç de bile.
Yaz Geldi. “Yaz Kokteylin İsmini, Kap Yaz Tatilini”
1Yaz geldi, havalar dengesizleşti. Bir gün insanı eritip bitirecek kadar sıcakken diğer gün yağmurdan göz gözü görmeyebiliyor. Tatil’in keyfini çıkaran insanların yanı sıra iş, çocuk, maddiyat vb. sebeplerden ötürü bu hava dengesizliğini evinde, ofisinde yaşamaya mahkum olmuş biz zavallılar da var. Ne kadar zavallı varsa onları mutlu etmeye çalışan bir okadar da düşünceli grup var neyse ki.
Artık “8 gazoz kapağı yolla, çekilişle rüyanda bile göremeyeceğin bir arabayı amcamızın oğluna verelim.” tipi kampanyaların devri bitti, farketmişsinizdir. Tüketicilerin de üreticilerin de yaratıcı kampanyalara, hediyelere ihtiyacı var; kolay değil artık insanları mutlu etmek. İşte az önce bahsettiğim zavallılar (bozulan olmaz umarım ama herkes tatildeyken masa başında oturmak da biraz öyle ya.) için de böyle bir mutlu etme kampanyası ile karşı karşıya kaldık geçenler. Hare; Beyaz Çikolatalı Mocha Kahve aromalı likörü için, ‘Yaz Kokteylin İsmini, Kap Yaz Tatilini’ isimli bir kampanya başlattı. 18 yaşından büyük olan ve kokteyl için önereceği ismin tüm sorumluluğunu üstlenebilen herkes www.yazkokteyli.com/‘a girip kokteyl için istediği ismi yazarak kampanyaya katılabilir. Katılmakla kalmayıp bu ismi Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sosyal ortamlarda da paylaşabilir. Yalnız bir isim verebilirsiniz gibi bir zorunluluk da yok, istediğiniz kadar ismi gönderebilirsiniz. Kazanan kişiye (katılımcı ve misafiri) de memleketim olan Antalya Hillside Su Oteli‘nde (Hep merak edip hiç içine giremediğim bir oteldir. Antalya’nın en şık otellerinden olduğu söyleniyor. Ha Antalya’nın en güzel plajına da 50mt. falan sanırım. ) 2 gece – 3 günlük tatil hediye edilecek. Kazananı, 27 Temmuz 2010 tarihinde yine aynı adresten hep beraber öğreneceğiz.
Son olarak belirtmek isterim ki; Bence HARE yaz kokteylinin ismi “Rain of Mocha” olmalı!
Benim Kedi Eve Kız Atmış.
3Yaklaşık 20 gün kadar önce yeni evime taşındım, bir çoğunuz duymuş ya da görmüşsünüzdür. (Bu da beni ne kadar az kişinin okuduğunun ispatı tabii bir yerde.) Alışkanlıklardan vazgeçmek zordur malumunuz; ben doldurulması günler alan ağır koliler, fermuarları zor kapanan valizler, etrafta uçuşan yatak-yorganlar ve kırıldı kırılacak korkusuyla ömrümden ömür götüren bardak-çanaklar eşliğinde en büyük alışkanlığımdan vazgeçtim. Ama başlıktan da anlaşılacağı gibi amacım nasıl yorulduğum, bittiğim, tükendiğim konusunda serzenmek değil pek. Yine de yaptım, o ayrı.
Benim kedi sanıyorum 3 aydır falan benimle, Berrin daha iyi bilir tarihi. Küçük bir operasyon geçirttik kendisine, büyük bir alışkanlığından vazgeçti o da. Dalga geçtim hatta bir süre “Oğlum senin için şöyle böyle diyorlar.” diye, anlamadı pek ama. Yeni evimize taşınınca evin giriş katında olmasından faydalandı, bana ‘şöyle böyle’ olmadığını ispatlamaya çalıştı sıpa. Diğer evde de bir kaç taşkınlığı olmuştu ama poşetleri parçalamak, orayı burayı tırmalamak gibi normal karşılanacak şeylerdi.
Oturma odasındaydım bugün, mır mır ses etti içerden bana sesleniyor sandım. (Evet, yalnız yaşamak tahmin ettiğinizden de zor.) Gittim yatak odasına, ne görsem iyi. Bizimki almış bir sokak kedisini içeri, ona mır mır ediyor sıpa. Kovaladım hemen pis, ahlaksız, utanmaz sokak kedisini; terlik salladım arkasından, “Ağzını yırtarım senin. Görmeyeceğim seni bir daha oğlumun etrafında.” diye bağırdım falan tabii, geri durmadım. Sonra aldım bizim oğlanı anlatmaya çalıştım; “Bak,” dedim.”Sokak kadını o. (sokak kedisi ve dişi sonuçta) Hastalık kaparsın, Allah korusun. Hem o senin mamanın peşinde, kandırıyor seni. Eller kıymet bilmez annem.” Üzüldü tabii bizimki, “Seviyorum.” der gibi baktı, hızımı alamadım devam ettim ben de. “O dedim sokaklarda yatıyor bak, sen de mi onunla gideceksin? Burada rahatın yerinde, sokakta yaşıyamazsın sen.” dedim. “Aşkla karın doymuyor oğlum; kaç gün açta, açıkta durabileceksin?” dedim. İyice oğlunun Rus kızla evlenmesini engellemeye çalışan kaynana modeline büründüm böyle. “Ama sen de babam için böyle düşünseydin şimdi ben olmazdım” der gibi baktı, yanlış anlamadıysam. Nereden öğreniyorsa bu lafları. Evlatlık olduğu gerçeğini anlattım ben de. Kromozomlardan falan bahsettim biraz, hangi hayvan türüyle çiftleşirsem çiftleşeyim zaten ortaya bir kedi çıkamaz demeye getirdim olayı. Bu kısmı anladığı konusunda biraz şüpheliyim ama. Acısıyla yalnız bıraktım zaten sonra da.
Şimdi konuşmuyoruz, tavır yapıyor bana aklınca. Az önce mutfak camına bir baktım, bu kez iki kediyi birden sokmaya çalışıyor. Az öteye mama attım o kediler için, baktım bizimkini sattılar hemen mamaya gittiler. “Anladın mı şimdi yarım akıllı?” dedim bir de üstüne. Somurtmuş, patates gibi yatıyor salonun penceresinde şimdi. Az burnu sürtsün bakalım.
Recent Comments