Archive for May, 2011
Mezuniyet Durumu.
0Son zamanlarda ne zaman bir hocamla karşılaşsam ya da bir arkadaşımı görsem “Mezuniyet durumunda mısın?” diye bir soru yöneliyor hemen bana. Evet, geçtiğimiz 3 senenin ardında “mezuniyet durumu”nda olduğuma inanmak gerçekten zor. Ben de farkındayım bu durumun. Ancak bazı hocalarım var ki kolay olanı seçip inanmamayı tercih ediyor. Elini omzuma atıp, seneye yine beraberiz değil mi diyor. Bunu yapan hocamın gerçekten seneye de birlikte olmamızı sağlayabilecek bir hoca olması ise içinde bulunduğum durumu iyice zorlaştırıyor.
Anlayacağınız 6 dersim ve 2 projem ile ‘vizeler biterse finaller başlar.‘ modundayım yine. Şu an önüme lisede yapılan anketlerden gelse ve bana “Boş zamanlarında neler yaparsın?” diye sorulsa ağlıyorum diyebilirim. Evet, hala ağlayacak vaktim var. Aslında kırk takla atarak mezun olmaya çalışmıyormuşum gibi bir de ehliyete niyetlenmeseydim ağlamak için daha fazla vaktim olabilirdi ancak niyet ettim bir kere. Birazdan direksiyon dersine gideceğim hatta, bugün trafiğe çıkacakların özellikle dikkat etmeklerini tavsiye ediyorum. Dİreksiyon dersinden sonra da bitirme projemin görüşmesi var ve seneye de benimle beraber olmak isteyen hocam mezun olup olamayacağıma karar verecek. Mezun olamazsam bir dönemliğine de olsa okulu bırakmak gibi planlarım var aslında. Bu dönem okadar zorladım ki mezuniyeti, “olmuyorsa olmuyor kardeşim” deyip çekip gidesim var bir yerlere. Yeterince yaşlı olsaydım anılarımı topladığım bir kitap bile yazabilirdim bir sahil kasabasında. Onu da belki ilerde işimden falan atılınca yaparım belli mi olur.
Bu ihtimaller mezun olamazsam ihtimalleri tabii. Bir de mezun olursam ihtimalleri var ki akıllara zarar. Bu tezlerin ciltlenmesi sunulması ıdısı vıdısı lazım. Bi dünya tören var, onlara hazırlık lazım. Kep töreni var mesela. Elbise almak lazım, ayakkabı almak lazım; bilimum yakın akrabalar izlemeye gelecek neticede, şık olmak lazım. Cübbe giyilecek, kep takılacak; makyajı lazım, kuaförü lazım. Sonra balo var. Ona elbise ve ayakkabının yanında çanta da lazım mesela. Saç, makyaj da keza aynı. Alışverişi hiç sevmem, kuaförlerden de oldum olası nefret ederim mesela, şimdi bana eziyet de eziyet bunlar. O minik minik çantalardan almak lazım ki eğlenmeye gittiğimiz yere neden bu kadar rahatsız kıyafetler giyeriz onu da anlamış değilim zaten.
Off, içim daraldı yine. Mezun olmasam mı ne yapsam?
görsel; http://browse.deviantart.com/?q=cap%20ceremony&order=9&offset=0#/d2sau17
Neden Mükemmel Değil.
6Bir süredir hayatıma genel bir memnuniyetsizlik hali hakim. Hiçbir şey beni yeterince memnun etmiyor, sehven bile tatmin olamıyorum. Açıkçasını sebeplerini anlatmaya biraz çekiniyorum. Zira bunu okuduktan sonra sizin de gözünüz açılacak ve geceleri uykularınız kaçacak muhtemelen. Benim gibi tüm gününüzü kafanızı duvarlarak vurarak, “neden, neden, neden” diyerek geçirme ihtimaliniz dahi olabilir.
Bilgisayar başında geçirdiğim sürenin artması ile birlikte kafamın proje raporlarından çok başka şeylerle meşgul olma süresi de arttı doğal olarak. Bir insanın rapor yazmaktan daha ilgi çekici şeyleri olmalı yapacak, yoksa sonu iyi olmaz bence. Neyse neticeye gelecek olursam ne kadar çok bilgisayar kullanırsam o kadar çok sinirleniyorum alete. Hemen her tür işletim sistemini kısa ya da uzun süreli tecrübe etme şansım oldu. Çok bilgi sahibi olduğum söylenemez belki ama son kullanıcı tecrübesine sahibim. Şimdi düşünüyorum da ne kadar zor olabilir ki adam gibi bir işletim sistemi yazmak? Yazdığın işletim sisteminin kullanıcının adam gibi kullanabileceği bir işletim sistemi olması ne kadar zor olabilir?
Windows kullansam örneğin, mavi ekran ile akrabalık yaşamanın dışında bir çok dezavantajla karşı karşıya kalıyorum. Gereksiz sistem hataları, sıradan bir işlemi bile dolandıra dolandıra yapması vb. yanında özellikle adobe programlarını kullanırken bir kaplumbağaya bile yenilecek kadar hızlı olması gözlerimi yaşartıyor. Hızlı çalışmasının yolu var tabii de ben de bir süper bilgisayar yok ne yazık ki. Adobe denince Mac diyor insan, ben de farkındayım. Mac iyi güzel hoş, yalan olmasın şimdi. Onun da kendine göre sıkıntıları var ama, örneğin ben WoW oynayacak olsam ne olacak? Ya da mac uyumu olmayan bir oyun, bir program söz konusu olduğunda, ki bunlardan milyonlarca var? Bir de açık kaynak gibi bir şey söz konusu olduğunda insanın canı böyle arkasında neler döndüğünü bilmediği yazılımlar kullanmak istemiyor. Ne var ki linux tabanlı işletim sistemleri de yine bir çok programa uyum konusunda sınıfta kalıyor. Hepsinin kendi içinde iyi olduğu noktalar olduğu gibi hepsinin gerçekten yerin dibine girmesini gerektirecek problemleri de var.
Bir kullanıcı olarak baktığımda adam gibi çalışabilmem için tüm işletim sistemlerinin karması bir işletim sistemine ihtiyacım var denebilir. Böyle bir durum söz konusu olmadığına göre her 3 tür işletim sistemine de sahip olup her programı en iyi çalıştığı işletim sisteminde mi çalıştırmak gerekir? Bana pek mantıklı gelmedi. Ne kadar zor olabilir adam gibi bir işletim sistemi yazmak?
Annem.
0Hepimizin annesi bize göre dünyanın en güzel kadını, en iyi annesidir. Hepimiz onu herkesten çok severiz. Ben daha çok seviyorum demeyeceğim size, yalan olur. Ama ben de en az sizin kadar seviyorum diyeyim, aksi de yalan olur zira.
Benim annem öğretmen emeklisidir. Ben üniversiteye başlayana kadar da öğretmenlik yaptı. 1989 yılında Eylül ayında Bingöl’de kim bilir ne zorluklarla dünyaya getirdi beni. Kendi annesini daha yeni kaybetmişti üstelik. Bingöl’den sonra Aksaray’da aylarca 10dakikalık tenefüslerde eve koşup karnımı doyurdu. Anaokulunda okuldan kaçtığımda bile (evet, 6 yaşında okuldan kaçmıştım.) işini gücünü bırakıp beni buldu. İlkokulda Hatay Demir-Çelik Fabrikası’na yakın oturuyoruz diye tam 1 yıl hasta yattığımda hiç usanmadan başımda bekledi. Kendisi ile iddialaşıp 1 tencere makarnayı bitirdiğimde gözlerini devirdi. Antalya’ya taşındığımızda babam beni dalgalara fırlatarak yüzmeyi öğretmeye uğraşırken(bu da başka bir yazı konusudur.) endişeyle denizin kenarında bekledi. Ben bağırdım o sustu, o bağırdı ben hiç susmayı bilmedim. İçine attı, fedakarlıklar yaptı, beni bugüne böyle getirdi.
Bugün dönüp baktığımda annem deyince benim gördüğüm kadın; ne yaparsam yapayım hep annem kalan, iyi kötü her kararımda arkamda duran, ailemizi her zaman bir arada tutmayı başaran, babamın da ablamın da benim de çok şey borçlu olduğumuz kadındır. Anneler günü kutlu olsun.
Umarım herkes annesinin değerini geç olmadan farkeder.
Recent Comments