katıldım-tanıttım.

siz yapın ben katılırım da tanıtırım da.

 

Yeni Bir Marka ile Tanışıyoruz; B-POSH

0

B-POSH; yakın bir geçmişte aramıza karışan taptaze bir marka. Farklı bir çizgisi olduğunu henüz ürünlerini önümüze sürmeden önce gösterip bizi heyecanlandıran, özellikle sosyal medyada sık sık karşımıza çıkıp bizi meraklandıran bir topluluktan bahsediyorum.  6 kişilik, yaratıcılığın sınırlarını zorlayan, capcanlı bir ekip. Onların deyimiyle ; Selin ve canavarları :)

Selin‘in 40 yaş cinnetiyle kendine kaçacak bir yer araması, özgürce hayallerini yaratmak istemesiyle kişisel bir girişim, bir hobi olarak ortaya çıkmış B-POSH. Ama tabii ki bu kadar heyecanlı, bu kadar kıpır kıpır bir bünye yarattığı bu alanı ‘arada özgürlüğün keyfini çıkarmak için bir yer’ olarak bırakmak istememiş daha doğrusu bırakamamış ve GSF kampüsünden çıkma 4 süper ötesi insanın; Ozan, Hakan, Dilara ve Cansu‘nun da takıma katılmasıyla bir markaya çevirmiş. Her zaman eğlence başarıyı getirir diye düşünmüşümdür. Bu ekip de bunu kanıtlar nitelikte; gülerek, eğlenerek 3 ay gibi çok kısa bir sürede 4 ayrı ürün grubunun tasarımlarını ortaya koymuşlar. Onların amacı ürünlerin farklı olması ama kendileri gibi olmasını sağlamakmış, bence bunu kesinlikle başarmışlar.

Tipik marka imajından ziyade blogger olmayı seven B-POSH ilk ürün grubu olan ‘Dip Me‘ meşru batırmalıklarını da bir hafta kadar önce takipçileri ile buluşturdu. Hastayken içtiğiniz çaydan muhabbet ederken içtiğiniz kahveye, sevgilinizden ayrılınca içtiğiniz şaraptan arkadaşlarınızla kafa dağıtmaya çıktığınızda içtiğiniz biraya, balığın yanındaki aslan sütünden kurabiyenin yanındaki inek sütüne kadar her türlü meşru meşrubata batırabileceğiniz ‘Dip Me’lerin her ruh halinize uyacak, içeceğinizi daha karakterli hale getirecek on100milyonlarca çeşidi var. Kendileri bu ürünleri tasarlarken ne kadar eğlendilerse bizi de ürünleri kullanırken okadar eğlendirmek istemişler sanırım :)

Daha sırada ‘Stick Me’, ‘Luv Me’, ‘Deco Me’ ve ‘Plex Me’ var. Kendi tanımlamalarıyla DIP ME‘lerle eğlenecek… LUV ME‘lerle prenses hissedecek…PLEX ME‘lerle daha da şıklaşacaksınız…STICK ME‘ler hayatınıza renk, DECO ME‘ler de keyif getirecek…

Alışıldık şeylerin dışına çıkıp dolaplarınızdaki sıradan bir kıyafeti bile orjinalliğin sınırlarına taşıyabilecek şeylerle geliyorlar. Pişman olmamak, başkalarında görünce kıskanmamak adına bir göz atmanızı tavsiye ederim; http://www.b-posh.com/

mocha

Yaz Geldi. “Yaz Kokteylin İsmini, Kap Yaz Tatilini”

1

Yaz geldi, havalar dengesizleşti. Bir gün insanı eritip bitirecek kadar sıcakken diğer gün yağmurdan göz gözü görmeyebiliyor. Tatil’in keyfini çıkaran insanların yanı sıra iş, çocuk, maddiyat vb.  sebeplerden ötürü bu hava dengesizliğini evinde, ofisinde yaşamaya mahkum olmuş biz zavallılar da var. Ne kadar zavallı varsa onları mutlu etmeye çalışan bir okadar da düşünceli grup var neyse ki.

Artık “8 gazoz kapağı yolla, çekilişle rüyanda bile göremeyeceğin bir arabayı amcamızın oğluna verelim.” tipi kampanyaların devri bitti, farketmişsinizdir. Tüketicilerin de üreticilerin de yaratıcı kampanyalara, hediyelere ihtiyacı var; kolay değil artık insanları mutlu etmek. İşte az önce bahsettiğim zavallılar (bozulan olmaz umarım ama herkes tatildeyken masa başında oturmak da biraz öyle ya.) için de böyle bir mutlu etme kampanyası ile karşı karşıya kaldık geçenler. Hare; Beyaz Çikolatalı Mocha Kahve aromalı likörü için, ‘Yaz Kokteylin İsmini, Kap Yaz Tatilini’ isimli bir kampanya başlattı. 18 yaşından büyük olan ve kokteyl için önereceği ismin tüm sorumluluğunu üstlenebilen herkes www.yazkokteyli.com/‘a girip kokteyl için istediği ismi yazarak kampanyaya katılabilir. Katılmakla kalmayıp bu ismi Facebook, Twitter, Friendfeed gibi sosyal ortamlarda da paylaşabilir. Yalnız bir isim verebilirsiniz gibi bir zorunluluk da yok, istediğiniz kadar ismi gönderebilirsiniz.  Kazanan kişiye (katılımcı ve misafiri) de memleketim olan Antalya Hillside Su Oteli‘nde (Hep merak edip hiç içine giremediğim bir oteldir. Antalya’nın en şık otellerinden olduğu söyleniyor. Ha Antalya’nın en güzel plajına da 50mt. falan sanırım. ) 2 gece – 3 günlük tatil hediye edilecek. Kazananı, 27 Temmuz 2010 tarihinde yine aynı adresten hep beraber öğreneceğiz.

Son olarak belirtmek isterim ki; Bence HARE yaz kokteylinin ismi “Rain of Mocha” olmalı!

Ya Yakup Abi, Eskilerden Kim Kaldı.

2

Övünerek söyleyebilirim ki benim memleketimde samimiyet önemlidir. Eş-dostla, aileyle, akrabalarla sıcak ilişkileri, koyu muhabbetleri severiz biz. Çok da güzel bir yöntemimiz vardır bunun için; kurarız soframızı, toplarız sevdiklerimizi etrafına, güler eğleniriz. Bizim için asıl olan sevdiklerimizin keyfini yüzlerinden okumaktır, birbirimizin keyfine ortak olmaktır.Çayın, kahvenin de keyfi başkadır ama bizim memleketimiz de çay da kahve de güzel bir sofradan sonra makbuldur. Koyu muhabbet için ne lazımsa o vardır sofrada çünkü; herkesin yüzü güler iyi bir sofranın başında, herkes neşelenir, kalkmak istemez kimse o güzel ortamdan.

Şimdi düşünüyorum da ailemle, arkadaşlarımla en güzel anılarım güzel sofralar etrafındadır. Yaz vakti özellikle gündüzden gider balığı alırız, annem balığı pişirirken ben çeşit çeşit mezeleri hazırlarım, beyaz peynirimizi hazır ederiz hemen. Akşam yemek vakti gelince balkona masamızı açarız, sofrayı hazırlarız Antalya’nın manzarası eşliğinde, bir kuş sütü eksiktir, babam da o eksiği hemen aslan sütüyle tamamlar. Ya da arkadaşlarımla en değerli görüşme şekli böyle sofralardadır. Hep beraber, her şeyiyle soframızı hazırlar, otururuz başına. Saatler sürer muhabbetlerimiz, anlayamayız zamanın nasıl geçtiğini. Herkesin keyfi yerinde; konuşuruz, anlatırız, dinleriz birbirimizi.  O sofranın etrafında en sevdiklerimle muhabbet ederim, güler eğlenirim. Eşsizdir o sohbet benim için, değişmem başka bir şeye.

Bakıyorum da asıl iletişim böyle sofralarda oluyor aslında, her duyguyu paylaşıyorsun sevdiklerinle. Belki de çoğu zaman farketmiyoruz bile; Yeni Rakı bizim iletişimimize sponsor oluyor böyle sofralarda, onunla keyifleniyoruz ve gülüyoruz, onunla koyulaşıyor muhabbetimiz, onunla anlıyoruz aslında sevdiklerimizin bizim için ne kadar kıymetli olduğunu.

IMG1138A

Nucro Bana Mesir Macunu Gönderdi. İhtiyacım Olduğunu Düşünmüş Olacak.

0

Nucro Blog “Meşhur Manisa Macunu hangi padişah zamanında, kim tarafından yapıldı?” sorusuyla doğru cevabı veren 3 takipçisine mesir macunu hediye etti. 30 Aralık – 04 Ocak tarihleri arasında Doğru Cevabı Bil, Mesir Macunu’nu Götür başlıklı yazıda soruya doğru cevap veren okuyucular arasında çekiliş usulü ile 3 kişi belirlendi, biri de benim tabii ki.

Sorunun cevabına göz atarsak; Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan Manisa’da hastalanmış .Hastalığına çare bulunamayınca Merkez Efendi, bitki ve 41 çeşit baharatı karıştırarak bir macun hazırlamış. Bu macun Hafsa Sultan’ın hastalığına deva olunca kağıtlara sardırılıp, Hafsa Sultan’ın yaptırdığı ve başında Merkez Efendi’nin bulunduğu Sultan Camii’nin kubbe ve minarelerinden halka saçılmış. Manisa Mesir Şenlikleri de bu şekilde doğmuş.
Açıkçası bu yazıyı görene kadar hiç merak edip bakmadığım bir şeydi, bu sayede ben ve benim gibi muhtemel 67 kişi daha öğrenmiş oldu cevabını. Teşekkür ediyorum kendisine. Final dönemi zaten, yiyip yiyip evde oturuyorum öyle :)
 

Haber Türk’ten süpriz. Meşhur oldum.

11

Bugün blogumdaki son yazım “Öğrencinin Mutfakta Pasta Börek Derdine Son.” için modaerator‘den gelen bir yorumla heyecanlandım. Haber Türk’ten çok şık bir süpriz bekliyormuş beni. “Web Günlüğü BLOG” köşesinde Annen Kazağına Çamaşır Suyu Dökünce Ne Oluyor Merak Ettin Mi? yazımdan bir parça yayınlanmış.

İlk işim annemi aramak oldu tabii ki. Karşılaştığım tepki biraz farklıydı gerçi; ‘ben-ben-ben. rezil oldum ben.’ dedi, ‘aman, arkadaşlarımdan kimse görmesin’ diyordu 10 dakika önce telefonda konuşurken. Gerçekten de anneler insanın herşeyiymiş bunu bir kez daha farkettim, babam hakkında bir yazım çıksaydı gazeteye gezegeni yakardı sanırım canım babacığım.

Unutmadan belirteyim ki, benim üniversitemde yani Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İşletme Kulübü tarafından 3binden fazla öğrenci arasında yapılan bir anket sonucu 2009′un en başarılı gazetesi seçilmişti Haber Türk.

Bugünki süpriz beni blog yazmam konusunda gerçekten çok cesaretlendirdi ve mutlu etti. Blog yazarlarını onlara böyle bir köşe ayırarak desteklediği ve bu köşede benim bloguma da yer verdiği için Haber Türk’e çok teşekkür ediyorum.

 

Canon, gördüklerin göreceklerinin teminatıdır!

0

canon see himFurkan’ı çoğumuz gördük, görmeyenler de köşede 5 dk utanıp görüp gelsin. Canon See Me! isimli projenin sahibi kendisi. Nasıl bir proje derseniz de anlatayım hemen, zaten anlatayım diye açtım bu başlığı farketmişsinizdir, evet.

Furkan, fotoğrafçılık konusundan benden hevesli, itiraf etmek istemesem de benden yetenekli ama bu konuda ciddi bir çalışma yapmanın maddi manevi kolay olmadığı da malum. O da kendini Canon’a göstermek istiyor, Canon See Me! projesi de böyle doğuyor. Daha önce yapılmamış bir şey bu benim bildiğim kadarıyla; 2010 kişinin ‘Canon see him!’ tabelası ile objektifine bakmasını sağlamaya çalışıyor. 2010 gözünüze küçük görünmesin, bizzat şahit oldum hedefin büyüklüğüne ve zorluğuna.

Biz Yıldız Teknik Üniversitesi ve FriendFeed kullanıcıları olarak elimizden geldiğince yardım ettik/ediyoruz kendisine. Sanıyorum ki sıra sizde, buradan siz de projeyi takip edip elinizden geldiğince destek verebilirsiniz.

E Canon, hadi sen de bi see him artık!

Go to Top