gezdim.
nereyi gezdiysem o.
Nerede O Eski Bayramlar.
2Her bayram olduğu gibi bu bayram da dedem bir ay önceden benim gelip gelmeyeceğimi sormaya başladığı için onu yalnız bırakmadım ve çoluk-çocuk, torun-torba ne varsa hep beraber dedemin yanına gittik. Her ne kadar biraz eskidiğimi hissetmiş olsam da bu bayram da her bayram olduğu gibi çok eğlendik. Kanıtlarla geldim.
Biz Et Yemeğine Limon Sıkıyoruz.
11Nerede eski bayramlar merak ettim sormak için arifeden dedemin yanına gittim.
Bir çok insan gibi ben de ailemin normalden biraz daha anormal olduğunu düşünüyorum. Perşembe günü, bayram arifesinden gidince dedemin evine İstanbul’dan gelmiş artiz torun olarak ‘ben Kurtlar Vadisi izleyeceğim’ dedim mesela. Sonuçta 1′e 8 ben kazandım vadi izledik, diktatörmüşüm, babam dedi.
Ayrıca babam hasta olmuştu, dedemlere gidince herkes babana çok benziyorsun dedi ben de hasta oldum. Bir de köye gelmeden halalarımdan biri babama “3 şey söyleyeceğim abi sana.” dedi. Sırayla; “Süleyman’a söyle zeytini toplasın.”, “Süleyman zeytini toplamayacaksa bana haber versin.”, “Annemlerin bayramını kutluyorum.” Bildiğin değişik bence.
Kurban Bayramı olunca teke kesti dedem zaten.
Kulaklarıyla oynadım biraz, sonra böbreklerini yedim. Akşam da babaannem et yemeği yapmıştı, yanına pilav yapıver dedi. Yaptım ben pilav, bence pilava pek benzemedi ama herkes beğenmiş gibi yaptı. Bir de dedem sofradaki pilav tabaklarından birini alıp yanına koydu yemeğe başlamadan, kalkarken de pilava yumruğunu basarak kalktı yerden. Neden yaptın diye sordum çok sertti dedi, oysa fazla yumuşaktı pilav basbayağı yanlışlıkla soktu elini pilava işte. Eklemek istediğim bir şey var ayrıca, BİZ ET YEMEĞİNE LİMON SIKIYORUZ. Daha doğrusu dedem sıkıyor biz de mecburen öyle yiyoruz. Umarım bu zaten garip bir şeydir, sadece ben garipsiyor olmak istemiyorum.
Tolga‘ya nar topladım bahçeden, decantee narlar gelin olmuştur demişti ama ben buldum ağaç topladım. Zaten bayramlıklarımla bahçede çekilmiş resmimi de ekledim. Dönerken Başar‘a da muska lokum aldım Elmalı’dan, bisküvinin arasına koyup yesin diye. Kafama 2 şey takıldı, onları da not aldım. Mantıklı açıklamalar bulursam buralardan okursunuz. OH MİS.
Kime Sorsan Gösterir.
5Kime Sorsan Gösterir.
19-20-21 Kasım
Çarşamba akşam, Haydarpaşa’yı ilk görüşüm. Büyük bir hevesle dolaşıyorum, kendi etrafımda dönüyorum heyecandan, bir içeri giriyorum bir dışarı çıkıyorum falan. Ömer Ekinci seslendi arkamdan, şaşırdım, sevindim, çeşitli şeyler. Ömer Ekinci gördüğüm en güvenilir, en iyi niyetli insanlardan biri olabilir. İki iltifatlık ödeme yaptı sadece, evet. Sonra manevi babam, Oğulcan Selçuk Akbulut ve Özkan Altuner, Yaman Ural da geldi. İlk trene binişim ayrıca, Ömer Ekinci’nin horladığını ilk duyuşum, babamın mekbukunu alıp kırmayı ilk isteyişim, Özkan Altuner’in muhtemelen trendeki internet hattını fark etmeyip 3g bağlantısı için ilk çabalayışı ve benzerleri, eğlenceli.
Perşembe akşam, Ömer Karapınar ile babamı bırakıp Ercüment Büyükşener’i de önümüze katıp Balıkçım’a gittik akşam yemeği amaçlı. Oldukça kalabalıktık, FriendFeed’de de konusu geçti, bakın ordan kimler varmış diye işte. Keyifliydi, lezzetliydi, eğlenceliydi. Sağ elle sol kulağın tutulduğu şekilde bana yemek borcu vardı Hamdi Kavak’ın da zaten, Ömer heyecanlanıp her şeyden getirdi tadayım diye, ben de kış uykusuna yatacak gibi ne geldiyse yedim, oh. Perşembe akşam, dikkatinizi çekmek isterim, Balıkçım’ın karşısındaki kafeye Ömer Ekinci ve Ercüment Büyükşener Kurtlar Vadisi izlemeye gitti, bir süre sonra Ömer Karapınar ve ben de yanlarına gittik. Ömer Ekinci’nin otobüsü var, kalsak otobüsü kaçıracak gitsek vadiyi kaçıracak, hayatımın en zor kararlarındandır. Kalktık, Aşti’ye çıktık, Osman Faruk Küçükerdem ile de karşılaştık, baktık daha da süre var hemen oturduk vadi izledik hep beraber, ya biz de böyle işte.
Ha, cuma günü güzel bir uydurumda bulundum. Ercüment Büyükşener girişimcilik nedir, nasıl yenir anlattıktan sonra Dr. Ala Gelişim Merkezi’nden Ala Bey’le konuştuk. Kendisi bana Ercüment Büyükşener’le çalışıp çalışmadığımı sordu, sonra ben bu soruyu Ercüment’e anlattım ve “Ben de cevap olarak ‘Ona o 7.59$’ı kim verdi sandın.’ dedim, dehşete düştü.” dedim. Gülüşüp ‘ilahi sen’ dedikten sonra ‘uydurdum.’ dedim, keşke uydurmasaydım gerçekten söyleseydim dedim içimden.
Cuma akşam, Ömer Karapınar, Ercüment Büyükşener, Nurdan Gencel ve ben Bilişim’09dan çıkıp önce yemek yemeye sonra kahve içmeye gittik. Böyle iş konuşmaları falan, uzaktan görseniz hemen anlarsınız profesyonel olduğumuzu yani, bir artistiz ki sormayın, uzun sürmedi zaten. Nurdan Gencel’i evine doğru yolcu eder etmez normale döndük, çay nargile falan içtik, sıradan insanlar gibi işte, gizledik kimliklerimizi. Bir de tarihe not düşeyim Ercüment Büyükşener’in kardeşi zengin ve yakışıklıymış, bakayım da beğenirsem evlenebiliriz.
Cumartesi, Ankara Likemind. Derin derin düşündüm, Ankara’daki FriendFeed kullanıcılarının da Başak Sarıca’yı görme, hiç fotoğrafına benzemiyorsun diyerekten ona dil çıkarttırmaya hakkı var dedim. Daha gireli 5dk olmadı Barış Ünver ‘Eliiiif’ diyerek yaklaşmaya başladı. Okadar içtendi ki elif olmadığıma üzülecek oldum bir an, neyse sonra o da fark etti zaten, çok gülmedik ama bu olaya. Likemind sonrası yine Balıkçım’a geçtk, bu sefer az ama öz yedim valla, derdim Hamdi’yleydi. Oradan sonra da Enver Salih Yaylacı ile Kızılay turu, Ömer Karapınar ve Ramazan Uluçay ile otobüs beklemece. Ömer ve Ramazan tavla oynadı bir de, Ramazan kazanır sanmıştım aslında, 3-2 Ömer aldı, gülüştük biraz.
En Özel Teşekkür; Anadolu Turizm
Özel Teşekkür; Ömer Karapınar, Enver Salih Yaylacı, Ramazan Uluçay, Hamdi Kavak
Özel Kınama; Merve Limon’un dersanesi






Recent Comments